top of page

POLİTİK YAŞAMI

BKÇ MECLİS KÜRSÜSÜ.jpg

1943-1949 Yıllarında TBMM Kürsüsünde

Amcamdaki değerleri gören siyasiler onu kendi saflarına almak istemiş, ülkesine yararlı olacağını düşünerek bir müddet Cumhuriyet Halk Partisi Erzincan Milletvekilliği yapmıştı. Ancak ilk günden itibaren bu politik ortamın kendine uygun olmadığını anlamış, ilk olarak, milletvekili maaşlarına yapılan zamlara karşı çıkmış, zammı Kızılay’a bağışlayacağını meclis kürsüsünden ilan ederek düzene ilk başkaldırısını yapmış ve gerçekten her ay maaş farkını Kızılay’a götürüp yatırmıştı.

 

Daha sonrasında, 1949 yılında bir gün, gündem dışı söz isteyerek meclis kürsüsüne çıkmış, Atatürk devrimlerinden uzaklaşıldığını belirten bir konuşmayla Cumhuriyet Halk Partisi’ni ağır bir şekilde eleştirerek partisinden de, milletvekilliğinden de istifa etmişti. İlk olarak CHP 1947 Kurultayı’ndan başlayan itirazları meclis kürsüsündeki bu konuşmasıyla zirveye çıkmıştı: 

 

“Biz iliklerimize kadar Kemalist’iz, bizim akidemizce din devletten ve siyasetten ayrıdır (…) Belki hoşa gideriz diye inkılaplarımızdan fedakarlıkta bulunmak, halkı kazanacağız diye batıl zannıyla ilkelerimizden taviz vermek şiarımız değildir (…) Bu mücadelenin en iyi yerlerinden birinin bu kürsü olduğunu bilmez değilim. Fakat saflarından ayrılıp, külfetlerinden sıyrıldığım bir kütlenin nimetlerinden faydalanmakta devam etmeye benim vicdanım ve ahlakım müsait değildir. Bu kadro içinde gönlümün istediği kadar faydalı olamadığım büyük Türk milletinden ve cefakeş Erzincan halkından alenen özür dilerim.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde partisinden istifa eden vekil çoktur, ancak pek çok avantajları olan milletvekilliğinden de sadece kendi iradesiyle ayrılan vekil bildiğim kadarıyla pek yoktur. Daha sonraki yıllarda Demokrat Parti, rızasını almadan amcamı aday göstermiş, o da noter kanalıyla bu emrivakiyi reddetmişti. Cumhurbaşkanlığı kontenjanından senatör olması istenmiş, politikadan hoşlanmadığı için bu teklifi de kabul etmemişti. Milletvekilliğinden istifa ettikten sonra, gerek gazetelerdeki köşe yazılarında gerekse radyodan okuduğu hicivli şiirleri ve konuşmalarında ağır eleştirilerine devam etmişti:

 

Biraz sirke, biraz su boş emektir,

Kavun diye doğrananlar kelektir,

Bu küpü boşaltmak ve çalkalamak,

Turşuyu yeniden kurmak gerektir.

 

Bu ve benzeri sözlerinden dolayı amcam CHP hükümeti tarafından sivil polis takibine alınmış, ancak tabii ki bunu hemen fark etmişti. Karda kışta peşinde gezen, köşe başlarında onu bekleyen Cevat isimli bu gence acımış, onunla dost olmuş, babaannem adamcağıza yemek, çay ikram etmeye başlamıştı. Bu ilginç dostluğu, hem kendisi hem halam bize de gülerek anlatırlardı. Hatta eve gelen misafir çocukları yemek yesinler diye korkutmak için, “Bak Cevat geliyor, ona söylerim seni!” derlermiş.

 

Tüm bunlara rağmen Demokrat Parti döneminde, 1959 yılında, İsmet Paşa Uşak’ta bir yurt gezisindeyken bir saldırıya uğradığında, başına bir taş isabet ettiğinde, yine radyodan hiç çekinmeden bu olayı şiddetle kınamış, bunu bir şiirle taçlandırmış,  sonuç olarak bu kez de Demokrat Parti hükümeti tarafından TRT Radyosu’ndaki işine son verilmişti.

 

Türksen, insansan eğer saygıyle-sevgiyle bak.

Unut bütün gündelik kaygıyı, hırsı filan;

Önüne istiylâcı bir orduyu katarak

Kurtardığı yerlerden geçiyor bir kahraman.

Dünkü karargâhıdır bugün geçtiği Uşak,

Bütün şehir ayağa kalkıp selâmlamalı;

Ayağına düşmeli saygılar halı halı:

Başına taş atan kim? Hangi utanmaz uşak?

Ey hırsının uşağı! Eğer varsa utanman

Kırılası eline al budala başını!

O iki damla kandan doğuyor bir yeni tan

Kamaşan gözlerinle kafana çal taşını.

Olayı haber alan İsmet Paşa amcama üzüntüsünü belirten bir mektup yazmış:

 

“Sevgili Behçet Kemal Çağlar, Benim yüzümden sizi radyodaki hizmet imkanınızdan mahrum etmişler, çok üzüldüm. Bu ayıp tecavüzlerin açıkça himaye edildiğine, sadece bu olay başlı başına bir delildir. Siz hususi geçiminizle de sarsılmış oluyorsunuz. Size bütün ömrümce hiçbir faydam olmadı, sebep olduğum üzüntüden dolayı bir daha mahcup oluyorum. Gözlerinizden sevgiyle öperim aziz kardeşim”

20220131 iphone resimler 245.JPG

İsmet İnönü'nün Mektubu ve Behçet Kemal Çağlar'ın Cevabı

İnce ifadeden anlaşılacağı gibi ikinci kez mahcup olan İsmet Paşa’ya amcam müthiş bir tarihi cevap yazmış:

“Paşam, hayatımın en manalı mektuplarından birini sizden aldım. Atatürk’le birlikte kurtardığınız yurdun vatandaşı, tek başınıza İkinci Cihan Harbi’nden burnu kanamadan çıkardığınız neslin mensubu değil miyim, daha bana ne iyilik yapabilirdiniz? Yalnız beni daha çok sevip, tanıdığınızı sanırdım. Siz bir davaya başınızı koyarken, ben maaşımı koymuşum, çok mu? Vatanperverlik sizin inhisarınızda mı [tekelinizde mi] a Paşam! Ellerinizden öperim.”

 

Belki eline geçmemiştir diye ikinci bir mektup da kaleme almıştı.

"Paşam, hayatımın en yüce en manalı mektuplarından birisini sizden almış bulunuyorum. Ben, gönlümden kopan ve vicdanımdan yükselen o mısraları yazmış olmanın şevki ve gururu içindeyim. Seciyesinin ve sanatının hakkını veren bir şair olarak haz içindeyim. Maddi durumumda da hiçbir sarsıntı yok, hemen telafi ettim, üzülmeyin. Hem siz bir yola hayatınızı korken ben bu kadar küçük bir fedakârlıkta bulunsam çok mu? Nasıl kaleminiz vardı da size bütün ömrümce hiçbir faydam olmadı diye yazabildiniz, a başarısı kadar tevazusu da büyük adam: ben kurtardığınız vatanın çocuğu, harbe sokmadığınız neslin mensubu değil miyim? Ellerinizden öperim Behçet Kemal Çağlar.

Not: İlk yazdığım bu tarihli cevap adres yanlışlığı yüzünden belki size ulaşmamıştır diye bir suretini, aynı minnet, gurur ve şevkle yeniden yazıyorum"

 

Vefatının ardından bir beyanat veren İsmet Paşa’nın “Sınırsız Devrim Aşığı” diye nitelendirdiği amcam için şöyle demişti:

“Her niteliğiyle bir Cumhuriyet evladıdır. Yeni gençliğin aşkını ve iradesini benimsemiştir. Atatürk’ten ayrıldığımızdan beri geçen 31 yıl içinde Atatürk’ü ve eserlerini savunmaktan bir gün bile geri kalmamış olan örnektir. Başlı başına bir âlemdi. Politikaya sığmadı. Başına buyruk olarak vatandaşlara, hepimize kutsal bir yeni kuşak anlayışını dile getirdi.”

© 2026 - Behçet Kemal Çağlar

bottom of page