top of page

KALAMIŞ ŞARKISI

Cemil Karakaya Düzenlemesi

Huzur Resturant-Kalamış.jpg
huzur restoran 3.jpg
huzur restoran 2.jpg
huzur restoran 1.jpg

​​

İstanbul'un Anadolu Yakası özellikle Boğaz Köprüleri yapılmadan önce, kışları Avrupa Yakasında oturan aileler için yazlık mahallelerden oluşuyordu. Kalamış da aşı boyalı köşkleriyle ve pek güzel kumluk sahiliyle çok revaçta olan bir küçük sahil mahallesiydi.

​

Amcam Behçet Kemal Çağlar da yakın dostu Münir Nurettin Selçuk ile orada sık sık bir araya gelirlermiş. O güzelim sahildeki akşamüstlerinden birinde, Kalamış Kulübünde “Bir Tatlı Huzur Almaya Geldik Kalamış’tan” şarkısının güfteleri ortaya çıkmıştı. (Tanıklıklara göre önceleri bu güzel sahilde Huzur isminde bir kafe varken, sonradan gün batımlarında ve mehtapta manzaraya karşı huzurla yemekler yenen bir restorana dönüşmüştü. Muhtemelen şarkı çıktıktan bir müddet sonra  restorana HUZUR adı verilmişti veya başka bir mekanda Huzur Restoran açılmıştı)

 

Amcam bir çırpıda sözleri her zaman yanında taşıdığı not defterine karalamış olmalı. Sonrasında da üstad Münir Nurettin bestelemişti ve müthiş bir eser ortaya çıkmıştı. Münir Bey’in o müthiş sesinden dinlemek ayrı bir zevkti; Pazar sabahları TRT de canlı Klasik Türk Müziği Programı yapardı üstad ve bu eseri çok sıklıkla icra ederdi. Sesinin, icranın güzelliğinden gözlerimiz yaşararak izlerdik. 

​

Yok başka yerin lûtfu ne yazdan ne de kıştan

Bir tatlı Huzur almaya geldik Kalamıştan (ah Kalamıştan)

Yok zerre teselli ne gülüşten ne bakıştan

Bir tatlı Huzur almaya geldik Kalamıştan (ah Kalamıştan)

 

İstanbul'u sevmezse gönül aşkı ne anlar

Düşsün suya yer yer erisin eski zamanlar

Sarsın bizi akşamla şarap rengi dumanlar

Bir tatlı Huzur almaya geldik Kalamıştan (ah Kalamıştan)

 

Fethettiğiniz ay parlayarak, sen gülerekten

Gündüz koya sen gel gece kalsın aya nöbet 

Ses çıkmıyor artık ne kürekten ne yürekten

Emret güzelim istediğin şarkıyı emret

 

Bir tatlı Huzur almaya geldik Kalamıştan (ah Kalamıştan)

​


KALAMIŞ ŞARKISININ DOĞUŞU

 

Yıllardır kuşaktan kuşağa söylenen bu şarkı, yalnızca Kalamış’ın güzelliğini değil, İstanbul’un geçmiş zamanlarına duyulan özlemi de yaşatmaktadır. Şarkının ortaya çıkışı 1948 yılında yayımlanmış önemli bir dönem belgesinde kısmen anlatılmaktadır. Yazılı olmayan diğer bir anı ise kulaktan kulağa geçerek yıllar sonra yazıya dökülmüştür.

​

1948 yılından bir tanıklık: Kalamış Kulübü

Türk Musikisi Dergisinin 1 Kasım 1948 tarihli 13. sayısında, Halil Nadaroğlu imzasıyla yayımlanan “Bir Musiki Yuvası – Kalamış Kulübü” başlıklı yazı, şarkının ortaya çıktığı ortam hakkında önemli bilgiler vermektedir. Nadaroğlu, Münir Nurettin Selçuk’un daveti üzerine Kalamış Kulübü’nde katıldığı bir musiki toplantısını anlatır.

​

O yıllarda Fenerbahçe ve Kalamış çevresi, İstanbul’un kültür ve sanat hayatında önemli bir yere sahiptir. Kalamış Kulübü de Türk musikisinin icra edildiği, sanatçıların ve musiki meraklılarının bir araya geldiği özel mekânlardan biridir. Yazıda, kulübün kurucuları arasında Münir Nurettin Selçuk ile İzzettin Ökte’nin bulunduğu belirtilmektedir.

​

Nadaroğlu’nun anlatımına göre, kulüpte verilen klasik Türk müziği konserinin sonunda üyeler, konserin son eseri olarak Behçet Kemal Çağlar’ın şiirinden bestelenen “Kalamış” şarkısını hep birlikte söylemişlerdir. Yazar, şiirin Behçet Kemal Çağlar’ın kulüpte misafir kaldığı günlerde yazıldığını belirtir. Ayrıca kulüp üyelerinin esere “Kalamış Marşı” adını verdiklerini kaydeder.

​

Bu tarihe tanıklık eden yazı eserin ortaya çıkışını, doğrudan dönemin Kalamış Kulübü ile ilişkilendiren bir kaynak sunmaktadır. Belge aynı zamanda “Kalamış”ın 1948 yılında bestelenmiş ve gerek kulüp çevresinde, gerekse İstanbul musiki meraklıları tarafından  benimsenmiş olduğunu göstermektedir. Şarkının ilk dizelerindeki dikkat çekici farklılık 1948 tarihli dergide şarkının başlangıcı şu şekilde kaydedilmiştir:

​

“Yok başka yerin zevki ne yazdan ne de kıştan”

​

Bugün yaygın olarak bilinen güftede ise “zevki” yerine “lütfu” kelimesi kullanılmaktadır. Bu küçük fakat önemli farklılık, şiirin ilk metni ile sonraki icraları arasında bir değişiklik bulunabileceğini düşündürmektedir. Farklılığın dönemin icra geleneğinden mi, yoksa sonradan Behçet Kemal Çağlar tarafından yapılan bir metin değişikliğinden mi kaynaklandığı henüz kesin olarak belirlenememiştir.

​

KALAMIŞ KLÜBÜ

Yazan: Halil Nadaroğlu

​

"Kadıköyün en âsude ve içli bir köşesi olan Fenerbahçe'de bu sene bilhassa eşine Avrupa'da çok rastlanan sosyal klüplerden birinin (Kalamış Klübü) namı ile açıldığını duymuştuk. Klübün göze çarpan ilk hususiyeti müessisler arasında ve klübün başında üstat Münir Nureddin ile İzzettin Ökte'nin bulunuşudur. Klüp, âzâsını bir araya getirerek samimiyet teessüs ettirmek ve resmî toplantılar tertip etmek gibi sosyal gayeler yanında müessislerinin hususiyeti dolayısile Türk musikisine de mühim bir yer verilmiş ve bütün yaz boyunca çok güzel tezyin edilmiş olan bahçesinde hâlen de klüp binası dahilinde âzâlarına sık sık nefis konserler vermişlerdir.

​

Yazın mehtab konserlerinin akisleri hâlâ kulaklarımızda çınlarken geçen hafta üstat Münir Nureddin'in nazik bir daveti üzerine mevsim dolayısile klüp binası dahilinde verilen konserlerden birini dinledik. Basın Yayın Umum Müdürü İzzettin Nişbay'ın da hazır bulunduğu toplantı adetâ bir musiki sohbeti oldu. Fenerbahçenin en güzel yerinde ve sahildeki binada belki İstanbul'un en güzel gurublarından birini ve biraz sonra da mehtabını seyretmek ve arkadan Türk musikisini en sahibi selâhiyet ağızdan ve en temiz şekilde dinlemek hakikaten hoş bir sürpriz oldu.

 

Klübün samimi ve sıcak havası hepimize sirayet etmişti. Bizi Itrî'ye götüren Hisar besteden en son Kalamış şarkısına kadar her eser kendi havası içinde terennüm edildi. Konseri sonuna kadar vecd ile dinliyen klübün seçkin âzâları “Kalamış Marşı” ismini verdikleri şair Behçet Kemal Çağlar'ın klüpte misafir kaldığı günler zarfında yazdığı ve Münir Nureddin tarafından bestelenen:

​

Yok başka yerin zevki ne yazdan ne de kıştan

Bir tatlı huzur almıya geldik Kalamış'tan

​

güfteli şarkıyı hep beraber okudular ve bizlere bu tatlı huzurdan bol bol tattırdılar.

Sosyal gayelerle kurulan klübün Türk musikisine bu kadar geniş yer verebilmesi ve onu da en nezih şekilde ifa edip telif edebilmesi gerek Türk musikisi gerekse klüp için büyük bir kazanç ve muvaffakiyettir. Bu muvaffakiyetin en büyük âmili olan klüp müessis ve idarecilerini tebrik ederiz."

​

1. Nadaroğlu, Halil. “Bir Musiki Yuvası – Kalamış Kulübü”, Türk Musikisi Dergisi, Cilt 2, Sayı 13, 1 Kasım 1948, s. 4. Özgün dergi nüshası, Selcan Çağlar özel koleksiyonu.

​

​

İsmet Bozdağ’a dayandırılan hatıra:

​

“Kalamış”ın yazılışına ilişkin bir başka anlatım, özellikle tarihî şahsiyetler hakkındaki hatıraları ve sözlü anlatımları kitaplaştırmasıyla tanınan gazeteci ve yazar İsmet Bozdağ’ın aktardığı belirtilen bir hatıraya dayanmaktadır.

​

Aynı dönemlerde yaşamış ve Behçet Kemal’in yakın dostu olduğunu bildiğimiz İsmet Bozdağ hikayeyi bestekâr Alaeddin Yavaşça’nın eşi Ayten Yavaşça’ya anlatmıştır. Bu hikâyeye göre Münir Nurettin Selçuk, dostu Behçet Kemal Çağlar’dan Kalamış üzerine bir şiir yazmasını ister. Şair, istediği dizeleri bir türlü kaleme alamayınca Münir Nurettin Selçuk onu bir yaz akşamı Kalamış’a davet eder.

​

Anlatıya göre Behçet Kemal Çağlar, kulübe geldiğinde Münir Nurettin Selçuk’un yanında güzel bir hanımla karşılaşır. Üçü birlikte sandalla denize açılırlar. Münir Nurettin Selçuk kürek çekerken Behçet Kemal Çağlar, Kalamış’ın ve hanımın güzelliğinden ve o akşamın atmosferinden ilham alarak şiirini yazmaya başlar.

​

Yanlarındaki hanımın şiirin ilerleyip ilerlemediğini sorması üzerine şair, yazdığı dizelerden bir bölüm okur. Münir Nurettin Selçuk şiiri beğenir ve tamamını dinlemek ister. Hatıraya göre daha sonra bu şiiri Nihavend makamında besteler.

​

Bu romantik anlatım, “Kalamış” şarkısının doğuşuyla ilgili yıllardır aktarılan hikâyelerden biridir. Ancak burada tarihî bir ayrım yapmak gerekir. 1948 tarihli Halil Nadaroğlu yazısı, şiirin Kalamış Kulübü çevresinde yazıldığını desteklemekle birlikte İsmet Bozdağ’a dayandırılan hatıranın hangi tarihte ve kimden öğrenildiği de henüz birincil belgelerle kesinleştirilememiştir. Bu nedenle sandal gezisi hikâyesi, şarkının doğuşuna ilişkin aktarılan bir hatıra olarak değerlendirilmelidir.

​

Bir şiirden İstanbul’un hafızasına

​

Behçet Kemal Çağlar’ın şiiri ile Münir Nurettin Selçuk’un bestesi, Kalamış’ı yalnızca İstanbul’un bir semti olmaktan çıkarıp Türk musikisinin unutulmaz mekânlarından biri hâline getirmiştir. Şarkıda deniz, akşam, aşk ve eski zamanların özlemi iç içe geçer.

Kalamış, bu dizelerde hem gerçek bir İstanbul manzarası hem de insanın huzur arayışını simgeleyen şiirsel bir mekândır. Münir Nurettin Selçuk’un Nihavend makamındaki bestesi, Behçet Kemal Çağlar’ın kelimelerine güçlü bir musikî ifadesi kazandırmıştır. Böylece “Kalamış”, yazıldığı dönemin sınırlarını aşarak nesiller boyunca sevilmiş ve söylenmiştir.

​

Behçet Kemal Çağlar’ın kaleminden çıkan Kalamış, pek çok icracının yorumu yanısıra Münir Nurettin Selçuk’un sesi ve bestesiyle İstanbul’un ortak hafızasına yerleşmiştir. Son olarak 5 Kasım 2026 da yayınlanmaya başlayan Harun Tekin (Mor ve Ötesi) albümünde “Kalamış Şarkısı” yer almış ve genç nesillere yeni ve sade bir yorumla aktarılmıştır.

 

Çağlar, Behçet Kemal. “Değirmene Dilekçe”, Benden İçeri, Üçüncü Kitap: Tedirgin Baş, s. 142–143. Şiir İsmet Bozdağ’a ithaf edilmiş olup sonunda “Kars — 1941” kaydı bulunmaktadır.

Eryüksel, Gazanfer. “Kalamış’ın Hikâyesi”, Milliyet Blog, 27 Temmuz 2020. Ayten Yavaşça’nın İsmet Bozdağ’dan dinlediği belirtilen hatıranın sonraki yazılı aktarımlarından biri

​

© 2026 - Behçet Kemal Çağlar

bottom of page