ATATÜRK'E RAPORLAR
Atatürk’e raporlar :
"Atatürk, Ankara’sına ilk defa omuzlar üstünde ve bir top arabasında giriyordu (21 Kasım 1938). Ankara’dan artık bir daha bir yere kımıldamayacaktı. Al bayrak, ana toprak ve Atatürk, Mehmetçik safları arasında haşir-neşirdiler…
Ertesi gün hem kendimi avutmak hem memleketin halini Ataya bildirmek için raporlar yazmayı tasarlamıştım. Hani şu ordu birliklerinde mesul başların nöbet sonunda âmirlerine verdikleri tekmil raporu cinsinden raporlar. Ne gün biraz huzursuz, biraz bedbin, Atatürk’ün yokluğuna yalnız gönülce değil, kafaca da yanarak yatağa girsem; gece yarıları doğrulup doğrulup manzum rapor parçaları karalıyordum:
Seni anlatmaya ne akıl erer ne dil
Keramet gösteriyormuş Mister Çörçil
«O daha dünyaya lâzımdı» derken…
Ne vardı gidecek bu kadar erken
İşte böğrümüzde kaldı elimiz…
Neredesin bizim büyük delimiz?
Küçük akıllılar para etmiyor!
Bu raporlar elden ele dolaşıyor, ezberleyen ötekine okuyordu. Hiçbir resmî tebliğe kısmet olmayan bir hızla Ankara’da iki gün evvel yazıp bir yakın dosta verdiğimi üçüncü günü İstanbul’da bir başka dosttan duyabiliyordum. Bunlardan huylanan ikinci sınıf hükümet erkânı benim peşime adam koyuyorlar, daha neler yazıp gizlediğimi kimden teşvik aldığımı öğrenmek istiyorlardı. Bir defa daha bahsettiğim gibi arkama takılan gizli emniyet memurunu bir vekilharç gibi kullanıyor, her yazdığımı ilk defa ona okuyordum; gözleri dolu dolu beni dinliyor fakat biraz sonra sıvışıp filân mealde bir rapor daha yazdığımı rapor ediyordu… Ben aldırmıyor, yazıyordum; yazdım ve yazacağım."




